Delik deşik bir hâtıra
Eski güzel yapıdan;
Ayıramaz gelip geçenler,
Pencereyi kapıdan!

Merâk edip sorarsanız,
Adı, “Lârî Câmisi”…
Görünür kubbelerinin aralıklarından
Gökyüzünün mâvisi.

Belli: ağlamış yazılar,
Sağnakta…
Ki çoğu, hâlâ,
Ağlamakta!

Şu sütun, vaktiyle,
Mermer gövdesi, tunç kispetiyle
Çıkarken “Kırkpınar”a,
şimdi devrilmiş kenara!
Dolu vurmuş kubbe,
Çiçekbozuğu duvar…
Yıkılan taşlar, dizini ovar!

Fırtına alemden yakalamş?,
Zelzele temelden,
Yetişin dostlar: gidiyor
Lârî Câmisi elden!

Selimiye’nin, Murâdiye’nin
Kitapta yeri var…
Onu kim arar,
Kim sorar!

Kalk, Lârî Çelebi, mezardan;
Çıkagel “Merhabâ!” diye
Ve sor: “Benim bir câmim vardı…
Nerde acabâ?” diye!
Dönüşte mihrâbını
Sırtına çek abâ diye’

Umudu kesmiş, yazık,
Hayâtından hekimler…
Değişmez cemâati, artık,
yoksullar, yetimler!

Buradan çeşmesi dinlesin;
Ordan ırmağı, deresi:
Elini kulağına koymu?
Kırık şerefesi,
Kendi salâsını kendi verir
Lârî minâresi!

ARİF NİHAT ASYA

Paylaş
Facebooktwitter

Leave a comment