Blog

HARP EDEBİYATI ÜRÜNÜ OLARAK İSTİKLÂL MARŞI VE DİĞER ALTI ŞİİR

1.GİRİŞ

 

1.1.Harp edebiyatı ve harp edebiyatı ürünleri

Türk tarihinin kurucu unsurları içinde -hiç şüphesiz- harp en başta gelen unsurlardan biridir. Çünkü bilinen en eski dönemlerden bu yana, farklı coğrafyalarda, farklı inanç sistemleriyle tanışan, farklı milletlerin menfaatlerini zedeleyecek bir “fetih rûhu”na sahip olarak yaşayan bu milletin tarihi, çok geniş bir edebiyatı kolaylıkla besleyebilecek zenginliğe ve çeşitliliğe sahiptir. Ancak, bu zenginliğin edebiyata yeteri kadar aktarılamadığına dair ciddi görüşler de vardır. Kaynaklar iyi taranırsa –özellikle halk edebiyatı alanında- çeşitli harplere dair metinlerin hiç de az olmadığı görülecektir. Bunların çoğunun manzum metinler olması, duygu ve heyecanları bir an önce kitlelere ulaştırma ihtiyacına bağlanabilir. Roman, tiyatro, hikâye gibi uzun soluklu metinler -daha çok- harp sonrası dönemlerde yazılabilir. Read more

Paylaş
Facebooktwitter

HİKÂYECİDE SEÇME VE AYIKLAMA KÜLTÜRÜ

Hangi işi yaparsak yapalım, onunla ilgili temel alan bilgilerine sahip olmamız gerekir; fakat bu yeterli değildir; o bilgiyi kullanma kültürümüz yoksa başarılı olamayız. “Kültür asıl kaynaklara gitmek ve onların sularından bol bol içmekle edinilir. Tarihin içinden gelmeyen hiç bir şey olgun değildir.” İnsan, tecrübeleriyle olgunlaşır. Başarılardan “devam fikri”ni, yanılgılardan “tekrarlamama”yı çıkarabilenler tecrübe kazanmış olurlar. Bilgi, tecrübeyle birleşerek kültürleşir. Kültürlü olmak fark etmek ve farklı olmak demektir. Read more

Paylaş
Facebooktwitter

ALİ AKBAŞTA SILA HASRETİ

Ali Akbaş, Türkiye’de hayli zamandır işleyeduran entellektüelleştirme mekanizmasının -tepeden tırnağa- içinden geçtiği halde, Anadolu insanının sıcak, sade, yumuşak yönlerini mizâcının aslî unsurları olarak saklamayı becerebilen ma’rifet erbâbındandır. Şiirleri, iklîmimizden hicret etmemiş bir münevverin ince zevki ve yürek sancısının üzerine kurulmuştur. Read more

Paylaş
Facebooktwitter

MİLLÎ MÜCADELE VE MEHMED ÂKİF

1.1.Millî Mücadele’nin Ana Karakteri

Millî Mücadele, Türk milletinin “varlık-yokluk mücadelesi”dir. Kazandığımız halde yıllarca eziyetini çektik; kaybetseydik her şey biterdi. Balkan Harbi’nden başlayıp 1922’ye kadar süren, farklı safhalarına farklı adlar da verilse, o, milletin varlığını sona erdirmeyi hedefleyen “yedi düvel”e karşı verilmiş bir haysiyet mücadelesidir. Read more

Paylaş
Facebooktwitter

SÜLEYMAN ULUÇAMGİL’İN ŞİİRLERİNDE KIBRIS MİLLİ MÜCADELESİ

SÜLEYMAN ULUÇAMGİL’İN ŞİİRLERİNDE KIBRIS MİLLİ MÜCADELESİ

Erenköy şehidi Süleyman Uluçamgil (1944-1964), daha 20 yaşındayken hayata veda etmiş olmasına rağmen Kıbrıs Türk edebiyatında adı anılan, yalnız şehit oluşundan değil, şiirlerindeki olgunluk dolayısıyla da unutulmayan bir şairdir. Türkçeyi kullanmadaki başarısı ve hayatı yorumlamadaki berraklık onun şiirinin ana karakteri olarak belirlenebilir. Read more

Paylaş
Facebooktwitter

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

Şiirimizde, zor yazan ve kendi yazdıklarını zor beğenen şairler arasında Tanpınar’ın yeri hayli yukarılardadır. Ona göre şiir, kadın gibi meşgul olunmak ister, uğraşmadan olmaz. Roman, hikâye, deneme, edebiyat tarihi, edebiyat incelemesi gibi, her biri değişik dikkat ve yoğun mesai isteyen sahalarda çok ciddî çalışmalar içine girmesinin de tesiriyle olsa gerek, şiire çok fazla zaman ayıramamış; ancak, kusursuz şiir arayışından da vazgeçmemiştir. Read more

Paylaş
Facebooktwitter

ŞİİR TAHLİLİNDE ANAHTAR KELİME TESBİTİNİN ÖNEMİ

Her gerçek şiir, bir edebî metin olarak, kendine mahsus bir kelime kadrosuna sahiptir ve bu kadro, “şiir dokusu”nu meydana getiren ana unsurdur. Yahya Kemâl’in “Çıktı Otranto’ya pür-velvele Ahmed Pâşâ” mısraındaki “velvele” kelimesi, “velvele koparmak” deyimindekiyle -hem ses hem de anlam olarak- aynı değildir. Deyimde harcı âlem olan bu kelime, Yahya Kemal’in şiirinde, büyük bir ordunun fâtihâne bir edâ ile karaya çıkışındaki “ihtişâm”ı ifade etmektedir. Read more

Paylaş
Facebooktwitter

ARİF NİHAT ASYA’NIN ŞİİRLERİNDE KIBRIS BENZETMELERİ

Kıbrıs, eskiden beri Türk’ün ilgi alanı içinde önemli bir yere sahip olmuştur. Türkiye, askerî olsun, siyasî ve ticarî olsun, yaptığı her türlü planda, güney kıyılarının hemen karşısında yer alan bu adayı hesaba katmak ihtiyacını duymuştur. Fakat civar ülkelerin de ilgi alanları içinde bulunan bu “stratejik ada”da askerî-siyasî planların yürüyebilmesi için, iyi düşünülmüş kültür politikaları geliştirmek şarttır. Bu da esaslı bir eğitim stratejisi ile sağlanabilirdi. Read more

Paylaş
Facebooktwitter

EDEBİYATIMIZDA ÇANAKKALE MUHAREBELERİ

Çanakkale, Türk milletinin tâlihsiz bir şekilde dahil olduğu büyük harp içinde, tâlihinin döndüğü yerdir. 253 bin şehit vermek ve onlarla birlikte bir dârü’l-fünûn gömmek pahasına dönen, döndürülen bir tâlih… Orada, Avrupa, Asya, Amerika, Afrika, Okyanusya bir araya gelmiş; dilleri, derileri, çehreleri farklı, fakat vahşette tamamıyla ortak bütün kavimlerin kaynadığı bir mahşer yaşanmıştır. Read more

Paylaş
Facebooktwitter

“EDEBİYATTA GELENEK” ÜSTÜNE BİR DENEME

Edebiyatta gelenek, ruh beraberliğinin, her türlü edebi verimde ortaya koyduğu bir alışkanlıklar bütünü ve değerler toplamı olarak tanımlanabilir. İçinde yaşadıkları toplumun çeşitli değer yargılarına göre yetişen sanatçılar, bu alışkanlık ve değerleri sistematize ederler; sistem yerleştikçe takipçileri çoğalır ve gelenek filizlenmeye başlar. Read more

Paylaş
Facebooktwitter