SAFAHÂT’TA HESABA ÇEKİLEN İNSANIMIZ ve ÂSIM

Safahât’ı inceleyenler, onun bir tesbitler kitabı olduğunu kolaylıkla görmüşlerdir. Sosyal bünyeyi teşhir ederken etraflı bir müşahede süzgeci kullanan Mehmet Âkif, -realist, hattâ natüralist romancıların tavrına yakın bir tutumla- inceleyici, sebep-sonuç araştırıcı bir sanatkâr olarak karşımıza çıkar. Dış çevre tespitlerini böylesine dikkatle yapan ve onları nazma çeken bir sanatkâr, elbette, riskli bir yola girmiş olur; çünkü tespitler ne kadar ilgi çekici ve gerçekçi olursa olsun, şiir kılığına sokulamazsa, vezinli-kafiyeli bir düsturlar manzumesi ortaya çıkar; fakat şiir ölür.

Prof.Dr. SAADETTİN YILDIZ
Prof.Dr. SAADETTİN YILDIZ

Safahât hiç şüphesiz, kuru bir düsturlar kitabı değildir. Onda, okuyucuyu derinden duygulandıran, tüylerini ürperten fevkalâde güzel ve etkileyici bölümler vardır.

Bu yazı Safahât’ın ancak belli bir yönünü ele almamıza müsaade ettiği için, konumuzu, Safahât’ta insanımızın hesaba çekilişi ve Âsım olarak sınırlandıracağız.

Şairler, hayalden gerçeğe(objeye) ve gerçek’ten hayâle kolaylıkla geçebilen, bu suretle bizim iç dünyamıza ve çevremize bakışımızı şekillendiren sanatkârlardır. Onların model (iyi veya kötü yönüyle örnek) gösterdikleri kişiler, toplum tarafından kolay benimsenir veya reddedilir. Bu, şiire düşkün olması bakımından, Türk milleti için daha da geçerlidir. Biz, hayat hakkındaki tavrımızı

-çoğu zaman- şairlerimizin söylediklerine göre belirleriz. Devamını İndirmek İçin Tıklayın

Paylaş
Facebooktwitter

Leave a comment