NEDEN SERİN SERVİ

Edebiyat sanatının vazgeçilmez temel taşlarından biri eser, diğeri de yazardır. Eser kendi kendine var olmaz; çok geniş ve çok yönlü bir çevre ile kuşatılmış olarak yaşayan ve yazdıklarını bu çevreye ait ayrıntılardan her birinin değişik oranda katkı ve yönlendirmesi ile ortaya koyan bir “insan” tarafından meydana getirilir. Bundan dolayı, edebiyat araştırmacılarının, yazarın estetik tutumunu ve -gerektikçe kullanmak üzere- yaşadığı hayatı belirleyici çalışmalar yapmaları gerekir.

Prof.Dr. SAADETTİN YILDIZ
Prof.Dr. SAADETTİN YILDIZ

Yazarın hayatını bilmek, eserin yalnızca o hayat doğrultusunda yorumlanacağı anlamına gelmez; fakat yazarın estetik tutumunu belirlemek için bile yazarın hayatını öğrenmek zorunda kalabiliriz.

Hiçbir edebî eser yalnızca kendisinden ibaret değildir. Edebî eserin -meselâ iyi bir şiirin- “kendisi olmak” ve “kendi kendine yetmek” gibi bir meziyete sahip bulunduğu, bu yüzden yalnızca kendisine yönelik bir inceleme-araştırmanın da yeterli olacağı ileri sürülebilir. Böyle bir kabul -ilk bakışta- yanlış da değildir. Meselâ Yapısalcılar, edebî eserin artzamanlı (diacronique) değil de eşzamanlı (syncronique) olarak incelenmesi gerektiğini düşünürler. Artzamanlı inceleme, tarihe, yazara ve dış gerçekliğe gidilmesini gerektirdiği halde, eşzamanlı inceleme buna gerek görmez; edebî eseri (yapıyı) oluşturan unsurların birbirleriyle olan bağlantılarının ortaya çıkarılmasını esas alır. Oysa, bir edebî eser, hiçbir zaman yok sayılamayacak birçok çevre unsurunun derece derece ifa ettiği etkilerden sonra -hattâ o etkiler sayesinde- meydana gelir.Devamını İndirmek İçin Tıklayın

Paylaş
Facebooktwitter

Leave a comment