EDEBİYATIMIZDA ÇANAKKALE MUHAREBELERİ

Çanakkale, Türk milletinin tâlihsiz bir şekilde dahil olduğu büyük harp içinde, tâlihinin döndüğü yerdir. 253 bin şehit vermek ve onlarla birlikte bir dârü’l-fünûn gömmek pahasına dönen, döndürülen bir tâlih… Orada, Avrupa, Asya, Amerika, Afrika, Okyanusya bir araya gelmiş; dilleri, derileri, çehreleri farklı, fakat vahşette tamamıyla ortak bütün kavimlerin kaynadığı bir mahşer yaşanmıştır.

Prof.Dr. SAADETTİN YILDIZ
Prof.Dr. SAADETTİN YILDIZ

Her büyük olay, kendi psikolojisi, kendi mantığı, kendi felsefî zemîni ve kendi tarihiyle beraber kendi edebiyatını da yaratır. Çanakkale Muharebeleri de kendi edebiyatını yaratmıştır ve bu edebiyat mahşerin şâhidi olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir.

Bu harbin çok büyük destanları yazılabilirdi. Bu harp, baştan aşağıya büüyük romanların, tiyatro eserlerinin, sayısız hikâyenin konusu olabilirdi. Fakat destan yaratmak için kahraman olmak yeter de destan yazmak için durup kendini dinleme şansına sahip olmak şarttır. Çanakkale cephesinin kapandığı 1916 yılı başından itibaren 1922 yılı sonuna kadar, daha yedi yıl savaştık biz. Oturup kendimizi dinlemeye vaktimiz de olmadı, fırsatımız da… Çünkü düşmemek için koşmak zorundaydık. Bir yazarımız, kurtlukta düşeni yemek vardır diyor. Kurtlar sofrasında sağ kalabilmek için yıllarca koştuk biz. Yıllarca ayakta durmak için didindik. Eğer bundan sonra Çanakkale’nin tam bir destanı yazılırsa, bu destan yıllarca süren bir büyük koşunun destanı olacaktır.Devamını İndirmek İçin Tıklayın

Paylaş
Facebooktwitter

Leave a comment